Edebiyat & Yazı

Yazı kampında yoganın ne işi var?

0 Adet Yorum

-

6 Haziran 2017

Yeşim Cimcöz ile Yazı Kampı’nın büyüsüne girmeye az kaldı. Günleri saymaya başladık. Dün Yeşim’le kampın içeriğine yönelik sohbet ederken heyecanım iki katına çıktı. Geçen yıl Gümüşlük Akademi’deki hallerimizi hatırladım. Bir ara hangi çalışmadaydı hatırlamıyorum kelimelerim tamamen kitlenmişti, kendimi ağaçlara doğru salasım gelmişti. Neyse ki dans vardı, yoga vardı. Bedenimizden o şekilde akıtıyorduk taşan duyguları. Bu yıl 5-8 Temmuz’da Datça’dayız. Kızılbük Evleri’nin bakir ama bir o kadar da vahşi doğası kucaklıyor bizi. Konumuz tabular. İşimiz çok, sürecimiz yoğun. Alan bütün heybetiyle bizi bekliyor. Şimdiden görüyor, hissediyorum orada hep birlikteyiz, yazıyoruz, çağlıyoruz, yoga oluyoruz. Yazı kampında yoga da ne ola ki diye soruyor olabilirsin ya da belki daha önce hiç yoga yapmadığın için biraz endişelisin. Hatta hiç esnek olmadığını ya da yoganın sana hiç uygun olmadığını düşünüyor olabilirsin. Hadi gel bunların hepsine kabul verelim birlikte çünkü birlikte yaşayacağımız Özgürce Yoga için bunların hiçbir önemi yok. Ne yoga yapmış olman ne de esnek olman gerekmiyor.

Geçen yaz Gümüşlük Akademi- Yazı Kampı

Yazarken türlü dünyaların içindesin. Karakterlerin belki de sana hiç uygun olmayan kıyafetlerini üzerine geçirmeye çalışırken, hatta kimi zaman bilmediğin şarkıları söylerken buluyorsun kendini. Daha önce hiç adım atmadığın ülkelerin sokaklarında yürüyor, belki daha önce hiç koklamadığın bir çiçeğin kokusunu akıtıyorsun kaleminden. Karakterlerin senin hiç cesaret edemeyeceğin bir kelimeyi bir anda çıkarıveriyor ağzından olur olmadık yerde. Haykırıyor, öfkeleniyor, isyan ediyor, ölüyor hatta. Peki sende neler ölüyor o anlarda hiç düşündün mü? Kalemini sıkıca bastırıp kağıdı delercesine yazıyorsun ya öyle zamanlarda hatırla… ya da bilgisayarının klavyesini dövüyorsun belki… Arada canın tatlı bir şey çekiyor yiyorsun olmuyor, bu defa da tuzlu istiyorsun. Peki bu sırada bedeninde neler oluyor dersin? Kalbin sıkışıyor, bacakların uyuşuyor, sırtın tatlı tatlı ağrımaya başlıyor, kuyruk sokumun uzun süre oturmaktan batabiliyor… Arada kollarını iki yana açıp hafifçe arkaya doğru gerildiğinde nasıl da rahatlıyorsun değil mi? Göğüs kafesin açılıyor, sırtın esniyor, kolların hafifliyor. Aslında farkında olmadan böyle açılarak, omurganı oturarak da olsa biraz olsun geriye esneterek bedeninde sıkışmış enerjiyi dağıtıyorsun. Yazdığın karakterin ya da konunun seni sıkıştırdığı yerleri açıyorsun. Herşeyde ve her yerde olan enerji yani prana harekete geçmeye başlıyor bedeninde. Prana omurganda daha rahat hareket ettikçe sen karakterini daha net duyabilirsin, kalbinin kaleminle bağlantısını çok daha kolay kurabilirsin. İşte yazı kampımızda her sabah güne bedenimize yaşam enerjisini davet ederek, bu enerjiyle kol kola başlayacağız.  Sıkışan, açılmayan, kitlenen ne varsa duruşlarımızın içinde nefesle olduğu haline izin vermeyi, bedenimiz neye izin veriyorsa ona teslim olabilmeyi deneyeceğiz. Beden pratiğimizin sonunda yapacağımız yoga nidra ile zihninin kutucuklarında gezintiye çıkabilir uykuyla uyanıklık arası bir frekansta kimbilir belki hiç bilmediğin seni ziyaret edebilirsin.

Kelimelerde ve kalplerde buluşmak, yogayı birlikte yaşamak dileğiyle…

ÖZGÜR TURAN’DAN HABERDAR OL,

YENİ YAZILAR, ETKİNLİKLER VE GÜNCELLEMELERLE SENİ HABERDAR EDELİM

ÖZGÜR’Ü BURALARDA TAKİP EDEBİLİRSİN Facebook Twitter Instagram