Edebiyat & Yazı

Yazarken ne kadar cesuruz?

0 Adet Yorum

-

7 Temmuz 2021

Başlıktaki cümlede yazarken kelimesinin yerine “yaşarken” koyun bir de öyle okuyun. İşte o zaman yanıt gelecek. Kalemimi çok cesur sanan ben son günlerde kendimde ve yazılarımda fark ettiklerimle halen içeride çıkmayı bekleyen bir şeyler olduğunu gördüm ve kendime şöyle dedim; “Bundan sonra yazacaklarımdan sorumlu değilim” Evet bu dünyevi bir sorumluluk değil elbet çünkü kalem özgür olmak istiyor. Özgürce akamadığında ise özgün olamıyor yazı.

Su’yun Gölgesi’ni okuyanlardan zaman zaman “O ilk bölümü yazmaya nasıl cesaret ettiniz?” sorusu gelir. Hatta dönemsel olarak bu soru artar ve azalır:) Yanıtım hep aynı; Eğrisiyle doğrusuyla bu hayatı yaşamaya nasıl cesaret ediyorsak yazmaya cesaret edebilmek de aynı şey. Yazarların en büyük çıkmazıdır; Yaşadıklarını mı yazıyorlar, yazdıklarını mı yaşıyorlar? Ben derim ki her ikisi de! Kurgu hayata, hayat kurguya karışır, biraz gözlem, biraz ilhamla yeni bir dünya inşa eder yazar kendine. Ve evet gerçek hayatta yapamadıklarımızı, söyleyemediklerimizi kurguya katarız, karaktere yaşatırız bazen. Ama öyle karakterler var ki onlar da bize yaşatıyor kimi zaman diyebilirim. Çok tılsımlı ve katmanlı bir dünya, kendi adıma beni sadece yazmak çırıl çıplak ve kimliksiz bırakıyor.

Yaşamdaki sonsuz olasılıklar kadar da sonsuz kurgu var yazabileceğimiz. Hepimizin aynı kurguyu yapması imkansız değil mi ama bakış açılarımız bazen kesişse de gözümüz, kalbimiz biricik ve bize ait. Kesiştiğimiz ve ayrıştığımız yerlere de bakabilmek tam da bakış açımızı zenginleştiren bir yer. Yazar beğenilme, onaylanma kaygısından uzak durduğunda yazıda cesaret ortaya çıkıyor. Peki bu günümüz dünyasında ne kadar mümkün? Bir yazar bu şekilde yazımını sürdürebilir mi? Kendi dünyasında yaşadıkça ve kendini bu anlamda terbiye ettikçe evet! Yoksa sosyal medyaya bırakılan iki üç satırlarla sönmüyor içimizdeki yazma isteği tam tersine tükeniyor bana kalırsa. Kimseye göstermeden yazdıklarımız da olsun her daim, sadece kendimiz için. Sonra bir kurgunun ucundan tutarlar belki farklı bir kılığa girip…

“En iç, en içten, en içteki sesine bile aykırı düşebilir mi kişi – Düşer…” demiş Oruç Aruoba. İşte asıl buraları yazmayı seviyorum, tüm açıklığı ile, olduğu, olamadığı kadarıyla…

ÖZGÜR TURAN’DAN HABERDAR OL,

YENİ YAZILAR, ETKİNLİKLER VE GÜNCELLEMELERLE SENİ HABERDAR EDELİM

ÖZGÜR’Ü BURALARDA TAKİP EDEBİLİRSİN Twitter Instagram