Yoga & Meditasyon

Günlerden bir gün meditasyona oturmuşken…

0 Adet Yorum

-

7 Kasım 2018

Size gerçek bir meditasyon deneyimi anlatacağım bugün; Pazartesi sabahı her sabah olduğu gibi Doğa’nın servise binmesiyle birlikte meditasyona oturma hazırlığında iken baktım Serdar halen oyalanıyor evde. Gözünün içine bakıyorum çıksın ve ben bir an önce oturayım çünkü 9.30’da evden çıkmam gerek, ancak toparlanacağım. Meğer toplantı saatine göre biraz geç çıkacakmış. Anlaştık o zaman oturuyorum ben haberin olsun diyerek. Bu arada o günkü programımla ilgili zihnim nasıl karışık bir an önce meditasyonumu yapıp zihnimi sakinleştirme ihtiyacındayım. Alarmımı 30 dakikaya kurdum gözlerimi kapadım ve tamam başlayabilirim. Amanın o da ne, karşıdaki lisede bayrak töreni başladı. Her pazartesi kendime bu saati atla Özgür diyorum ama bak yine oturdum bu saatte. Müdür olan kadın önce çocukları bir güzel azarlıyor, arkası kesilmiyor uyarılarının. Duruyorum öylece, dikkatimi nefesimde tutuyorum ama sesler bitmek bilmiyor. Nefes alışlarım hızlanıyor kadının her bağırışında. Sonrasında öğrencilere yüksek sesle kimbilir kaç defa sağol dedirtmesi bana kendi öğrencilik günlerimi hatırlatıyor. Nerelere gidiyorum. O arada Pamuk üstüme çıkıyor. Uzamış tırnakları pijamamdan içeri geçiyor. Kendine kucağımda yer yapmaya çalışırken nefesimi yine fark ediyorum, yavaşlamaya başlıyorum, nefes verişlerim dışardan gelen seslere rağmen uzamaya başlıyor. Her nefesimde biraz daha içime doğru yolculuğa çıkıyorum, daha derin, daha derin derken, seslerin kesildiği bir yerdeyim. Derin sessizlik. Odağım nasıl da dışarıdaymış meğer diyorum. Bak halen dışarıdayım. Karışmış zihnimin boşluğa dönmesi zaman alıyor ama dönebiliyorum. Bir süre burada kalıyorum. Ve boşlukta öyle güzelim. Tam da istediğim yerdeyim. Sonunda. Burada biraz kalsam. Sonra birden tık tık tık sesler geliyor, Serdar’ın telefonunun tuş sesleri o derin sessizliğin içinde yankılanıyor. Pamuk kucağımdan atlıyor. Ama kaç tık sesi yapabilir yani bir insan, bitmek bilmiyor. Ah diyorum bir bıraksa o telefonu elinden, sabahın köründe bari almasa eline. Sonra bak yine boynu ağrıyacak, şu telefonu nasıl daha az kullanır hale gelirdi gelmezdi derken bir bakmışım ben yine nefeslerim hızlanmış. Neredeyim? Meditasyonda. Bu hallerimi izleyerek devam ediyorum. Zihnim geliyor gidiyor, duruyor, kalkıyor iniyor, uçuyor, düşüyor… alarmım çalıyor. Gözümü açıyorum. Oturuyorum öylece biraz. Sonra Serdar’a gidip “İnsan şu tuş sesini kapatır senin yüzünden giremedim tam meditasyona” diyorum. “Ee mail yazmam lazım, aman sen de bir tık sesinden etkileniyorsan ben ne yapayım” diyor… Sonra bir gülme geliyor, gülüyoruz… Meditasyonda süreç ve yol gerçek hayatta böyle işliyor, bir gün öyle bir gün böyle, her gün farklı bir senle… dönemsel olarak odaklanman, nefesin, duruşun hepsi değişebiliyor, sen hepsine kabul verebildikçe kendi alanın içinde büyümeyi, genişlemeyi keşfediyorsun, zihnini eğitmeyi öğreniyorsun. 

 

ÖZGÜR TURAN’DAN HABERDAR OL,

YENİ YAZILAR, ETKİNLİKLER VE GÜNCELLEMELERLE SENİ HABERDAR EDELİM

ÖZGÜR’Ü BURALARDA TAKİP EDEBİLİRSİN Twitter Instagram